Eylül 2007 için Arşiv

Zoofili

Pazar, 09 Eylül 2007

Zoofili
Hayvanlara karşı aşırı düşkünlükle belirlenen hafif birduygulanım bozukluğu. Genellikle aşırı duygusal, destek konusundasaplantılı ve normal yoldan bu desteği sağlayamamış kişilerde(bekarlar, çocuksuz çiftler vb.) görülür.

Zihin yorgunluğu

Pazar, 09 Eylül 2007

Zihin yorgunluğu
Aklın geçmiş olayları, öğrenilen şeyleri saklayıp, zamanı gelince şuurüstüne çıkarıp, hatırlaması kabiliyetine hafıza denir. Bu yetenekleringeçici olarak kaybolmasına da zihin yorgunluğu denir.

Zigot

Pazar, 09 Eylül 2007

Zigot
Döllenme sırasındaspermatozoitinyumurtayla birleşmesi sonucu oluşan hücre. Zigot, biri anneden biri babadan gelen iki eşey hücresinin birleşmesi sonucu oluşandiploithücre. Zigot gelişiminin devamında bölünerek canlıyı oluşturur.

Zigoma

Pazar, 09 Eylül 2007

Zigoma
Gözlerin alt ve yan kısımlarında, elmacık kemiklerine karşılık düşen yüz bölgesi.

Zeka Yaşı

Pazar, 09 Eylül 2007

Zeka Yaşı
Psikolojide, zeka testleriyle saptanan ve takvimyaşından farklı olarak belirli bir yaş grubuna özgü becerilerlezihinsel yetkinliği ifade eden ölçü.

Zeka gerilikleri

Pazar, 09 Eylül 2007

Zeka gerilikleri
Çeşitli sebeplerden dolayı meydana gelen ve değişik derecelerde olabilen zekayla ilgili hastalıklar. Zeka, öğrenme, öğrenilenden faydalanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilmek kabiliyetidir (Bkz. Zeka). Zeki insan, öğrendiğini değerlendiren ve yeni durumlara yeni çözümler getirebilen kişidir.

Zeka geriliği, gelişim dönemlerinden kaynaklanan ve ahenkli davranışlardaki bozulmayla birlikte olan, genel zihni fonksiyonlarda normalin altında olma halidir. Sebebi ne olursa olsun, zeka geriliği gösteren çocukta en belirgin özellik, konuşmanın başlamamış olması veya çok yavaş gelişmesidir. Beden gelişmesi de yavaştır. Başı dik tutma, emekleme, yüzme, oturma, koşma genellikle geç başlar.

Zeka geriliği oranının, toplam nüfûsun % 2-3’ü kadar olduğu kabul edilmektedir.

Zeka gerilikleri şu şekilde tasnif edilebilir:

1. Derin zeka geriliği: 0-5 yaş arası çocuklar, tam bağımlı çocuklardır. Genellikle kurum ve hastanelerde devamlı bakım ve gözetim altında tutulurlar, pek uzun yaşamadıkları ileri sürülmektedir. 6-20 yaş arasındakiler tek tek kelimelerle sınırlı olarak ihtiyaçlarını anlatabilirler, tuvalet eğitimi ve yeme gibi konularda çok az da olsa eğitilebilirler. 21 yaş üstündekilerde ise bazı hareket ve konuşma, ses kabiliyetlerinde ilerleme olabilir. Tuvalet ve yeme alışkanlıklarını sürdürebilirler, özel bakımı gerektirirler.

2. Ağır zeka geriliği,

3. Orta derecede zeka geriliği,

4. Hafif derecede zeka geriliği,

5. Sınırda ve donuk zekalı normal çocuklar: Ağır öğrenen çocuklar olarak bilinirler. Bunlar için özel eğitim uygulanmamakta, ilkokul eğitimini 1-2 sene geriden takip etmektedirler. Bunlar geri zekalı düzeyde değillerdir, ama yaşıtlarından çok daha geç ve güç öğrenirler. Çabuk kavrayamaz ve öğrendiklerini çabuk unuturlar.

Zeka testleriyle çocukların zeka yaşları tespit edilebilmektedir. Şayet yedi yaşındaki bir çocuk kendi yaşı için hazırlanmış testleri başarırsa, zekası yaşına uygundur denir. Şayet on iki yaş için hazırlanmış testi de başarırsa zekası yaşına göre çok üstündür denir.

Zeka geriliklerinin sebepleri:

1. Doğum öncesi faktörler:

İrsiyet, alkolizm, toksikomani, aşırı yaşlı ana-baba vb.

2. Lipid metabolizmasına bağlı bozukluklar.

3. Karbon hidrat metabolizmasına bağlı bozukluklar.

4. Hormonal bozuklukları: Normal tiroid bezinin az çalışması.

5. Kromozom bozuklukları: Down sendromu (Mongolizm).

6. Gebelik sırasında annenin geçirmiş olduğu enfeksiyon hastalıkları: Frengi, kızamıkçık, çiçek, su çiçeği, toksoplasmosis, kabakulak, kızamık, mikrobik sarılık, grip, boğmaca, sıtma, kızıl vb.

7. Gebelik zehirlenmesi, kontrol altına alınmayan annenin şeker hastalığı, yetersiz beslenme, kontrolsuz ilaç kullanma, sigara, alkol ve benzeri alışkanlıklar.

8. Doğum esnasında meydana gelen travmalar, bebeğin oksijensiz kalması, kan uyuşmazlığı sonucu meydana gelen öldürücü sarılık (Kernicterus) zeka geriliklerine yol açabilmektedir.

9. Çocuklarda meydana gelen menenjitler, beyin iltihapları, travmalar, çocuk beyin felci, sara nöbetleri ve zehirlenmeler de zeka geriliklerine yol açabilmektedir.

10. Sosyal ve moral sebeplerden zeka geriliği olabilmektedir: Toplumun sosyal şartları, ailenin yapısı ve görgüsü, maddi imkansızlıklar, eğitimsizlik, beslenme bozuklukları, harp, esaret gibi ağır şartlar vb.

Teşhis: Bebeklik çağında teşhis koymak zor olup, itina isteyen bir iştir. Anne ve babadan çok iyi bir hikaye alınmalı ve şüpheli kalan her şey sorulmalıdır. Çocuğun dikkatli bir gözlemi ve muayenesi, zeka geriliği teşhisini koyma kadar, sebepleri konusunda da aydınlatıcı olmaktadır. Nörolojik belirtilerin görülüş sıklığı ve ciddiyeti, zeka geriliği konusunda oldukça mühim ipuçları vermektedir. İdrar, kan ve kromozom tetkikleri de teşhiste oldukça faydalı olabilmektedir. İşitme ve konuşmanın değerlendirilmesi, psikiyatrik ve psikolojik muayene ile çocuğun zeka yaşının tespiti, teşhisinin diğer unsurlarını teşkil etmektedir.

Çok değişik durumlar zeka geriliğini taklit edebilir. Özellikle körlük ve sağırlık, yanlışlıkla zeka geriliği şeklinde değerlendirilir. Konuşma bozuklukları ve çocuk beyin felci, çocuklar normal olduğu halde, sıklıkla zeka gerisi intibaını verebilmektedir. Bunun için teşhis konurken çok dikkatli olunmalıdır.

Zeka geriliklerini önleme: Bunun için en önemli husus, zeka geriliğine yolaçan faktörlerin giderilmesidir. Bunu sağlamanın en etkili yolu da toplumun eğitimidir. Ayrıca, kan uyuşmazlıklarının önceden tespiti gibi konularda genetik, danışma da önemli bir yer tutar.

Hastalıkların erken teşhisi ve uygun tedavi metodlarıyla, hasar yapmadan kontrol altına alınabilmesi de oldukça mühimdir. Mesela troid bezinin yeterli çalışmama hali erkenden tespit edilip tedavi cihetine gidilince, çocukta meydana gelecek olan zeka geriliği önlenmektedir.

Tedavi: Tedavide gaye; zeka geriliği gösteren çocukların kapasitelerini, ulaşabilecekleri en üst seviyeye çıkartmak, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek hale getirmek, ailelerine ve topluma yük olmaktan kurtarmak ve nispeten mutlu bireyler haline getirmektir.

Tedavi, hastalığın cinsine göre değişmekle beraber temelde davranış şekillendirilmesi, ana-babadan faydalanma, bakım ve kısımlardan faydalanma, fiziki rehabilitasyon ve birtakım özel eğitimleri ihtiva etmektedir.

Zehirlenmeler

Pazar, 09 Eylül 2007

Zehirlenmeler
Bir zehirin organizmaya alınması, birikmesi veya organizmanın bunu kendi bünyesinde üretmesi neticesinde meydana gelen, çeşitli dokulardaki geçici veya dâimi, menfî (zararlı) değişiklikler. Zehirlenme, bir defâda alınan zehirle husûle gelebildiği gibi, küçük dozların üst üste alınmasıyla da meydana gelebilir. Zehirlenmenin ağırlığı alınan maddenin miktarına ve vasıflarına bağlıdır. Zehirlenmeler çeşitli sebeplerden olabilir. Bunların başlıcaları:

Endüstri mahsulleri ile: Bu zehirlenmeler çok çeşitli maddelerle meydana gelir. Bunların başında boya sanâyiinde kullanılan anilin, metilalkol; kauçuk endüstrisinde benzen, toluen, ksilol; eskiden tabâbette kullanılan bugün boya ve kozmetik sanâyiinde kullanılan arsenik; bakırla uğraşanlarda bakır; akü sanâyiinde kullanılan antimon, kadmium ve kurşun; gene matbaacı, boyacı ve ressamlarda kurşun; tütünle uğraşanlarda ve devamlı sigara içenlerde nikotin; fâre zehirinde kullanılan strikinin ve talium, termometre yapan ve cıva ile uğraanlarda cıva; haşere öldürücüler, ilâçlarda ve yangın söndürücülerde karbon tetroklorür; DDT, kömür ocakları, grizu patlamalarında kezâ iyi yanmamış mangal ve bozuk sobalarda, otomobil ekzoz gazlarında karbon monoksit; evlerde böcek öldürücü olarak kullanılan naftalin; nihâyet harplerde forsgen ve kloropikrin gazlarıyla zehirlenmeler olabilir.

İlâçlara bağlı zehirlenmeler: Eter, azot protoksit gibi anestetik maddelere bağlı zehirlenmeler, uyuşturucu maddeler başta morfin, esrar gibi maddeler; romatizma ve kalp hastalıkları tedâvisinde kullanılan antikogulan (pıhtılaşmayı önleyici) ilâçlar, antikolinerjik (ülser tedâvisinde kullanılan) ilâçlar, antiallerjik (allerjiyi önleyici) ilâçlar, uyku ilâçları, intihar kastı ile alınan asitler, alkaliler, uyuşturucu ilâçlar, kezâ aspirin, keyif verici madde olarak içilen alkollü içkiler, epilasyon (kıllanmada) ve radiolojik tetkiklerde kullanılan, suda eriyen, baryum tuzlarına bağlı zehirlenmeler görülebilir. Bu zehirlenmeler özel klinik belirtiler gösterir. Bu belirtilere bakarak zehirlenmenin hangi maddeyle husûle geldiğini tahmin etmek mümkün olabilir. Fakat bu konuda yapılan soruşturma veya zehirlenen şahsın mesleği oldukça faydalı bilgiler verir. Tabiatiyle intihar kastı olup olmadığı, son zamanlarda bu şahsın rûhî durumu ve sosyal münâsebetlerinde değişiklikler olup olmadığı sorulup araştırılır.

Bu tip zehirlenmelere teşhis konduktan sonra zehirlenmeye sebep olan maddenin antidotu yapılmalıdır. Zehirli maddeyi ağızdan alanlara süt içirilir, sonra mîde yıkaması yapılır, mushil verilir, lavman yapılır. Zehirli maddeyi injeksiyon yoluyla almışlarda kol veya bacak hangisinden injeksiyon yapılmışsa bağlanır. Kezâ yılan sokmasında olduğu gibi zehirin kan dolaşımına geçmesi de bu yolla önlenir. Hemen solunum, dolaşım ve beyinde ortaya çıkabilecek belirtiler için tedbirler alınır. Bu tedbirler sun’î solunum, kalbin takviye edilmesi, şoka karşı tedâvi, kan nakli, ihtiyaçları önleyici müsekkin ilâçlar ve antibiyotikler yapılır.

Asitlerle zehirlenme vak’alarında mîde sondası takılır, süt ve hafif alkaliler; alkalilerle zehirlenmede ise bol su ve süt içirilmesi ile diğer tedbirler alınır.

Gıdâ zehirlenmeleri: Gıdâ zehirlenmeleri zehirli mantar, çimlenmiş patates, çavdar mahmuzu ihtivâ eden unlar, toksik maddeler, yâhut bakteriler veya bunların toksinleri ile bulaşmış gıdâlarda husûle gelir. Eskiden gıdâ zehirlenmesinin bekletilmiş yemeklerde meydana gelen bâzı zehirli maddelerden veya kalaysız bakır ve alüminyum kaplarda teşekkül eden bakır ve alüminyum oksitle ortaya çıktığı zannedilirdi. Halbuki bugün bunların bakteri ve bakteri toksinleriyle husûle geldiği anlaşılmıştır.

Bakteriyle husûle gelen gıdâ zehirlenmeleri: Bu zehirlenmelere sebep olan bakteriler Salmonella tifi ve Salmonella Paratifi A ve B’dir. Daha nâdir olarak alfa hemolitik streptokoklar, koli basili, pyocyaneus, proteus basilleri ve enterekoklar gıdâ zehirlenmesine sebep olabilir. Bu tip gıdâ zehirlenmeleri en fazla et, yumurta, balık, süt ve süt mâmullerinin yenilmesi ile veya diğer yiyeceklere bu bakterilerin bulaşması ile ortaya çıkar. Bâzan da Salmonella enfeksiyonu geçirmekte olan bir hayvanın etini yemek veya hastalık taşıyan insanların (portörlerin) yiyeceklere bakteri bulaştırması ile zehirlenme meydana gelir. Bu sebepten aşçıların ve gıdâ maddeleri satan kimselerin sık sık sağlık kontrolünden geçirilmesi gerekir. Bu tip gıdâ zehirlenmeleri en çok sıcak iklimlerde veya sıcak mevsimlerde görülür. Aynı gıdâyı yiyen bir grup insanda fabrika ve okul gibi müesseselerde patlak verir. Bu zehirlenmelerde klinik tablo süratle gelişir. Üşüme ile ateş, adale ağrıları, bulantı, kusma, kramp tarzında karın ağrıları ve ishaller vardır.

Toksinlerle husûle gelen zehirlenmeler: Bâzı stafilokoklar sıcaklığa dayanıklı bir toksin (zehir) ifraz ederler. Gıdâ ile bulaşmış bu toksinler zehirlenmeye sebep olur. Bu zehirlenmelerde gene et, süt ve süt mâmülleri, kremalı pastalar ve balık konserveleri ile husûle gelir. Bu tip zehirlenmelerin sebebi elinde çıban, dolama veya cerahatli iltihaplar veya burun-yutak bölümünde iltihap bulunan kimselerin yukarıdaki gıdâ maddelerini mikroplarla kirletmeleridir.

Hastalığın belirtileri önceki bakteriyle ortaya çıkan gıdâ zehirlenmesi gibidir. Ancak bu hastalarda ateş bulunmaz; hastalık daha kısa sürede kendini gösterir ve şoka eğilim daha fazladır.

Botulismus: Bu zehirlenme clostridium botulinum adında bir mikrobun husûle getirdiği toksin ile ortaya çıkar. Ülkemizde az görülür. Evlerde konserve hazırlamak âdetinde olan batı ülkelerinde sık rastlanır.

Hastalık baş ağrısı, baş dönmesi ve halsizlikle başlar. Görme bozuklukları, çift görme, şaşılık, göz kapaklarında düşüklük yutma güçlüğü, konuşma bozukluğu, tansiyon düşüklüğü, solunum felci ile ölüm olabilir.

Botulismus zehiri bulaşmış yemekler ve konservelerde ekşime ve etkili kokular vardır. Kutu içinde gaz teşekkülüne bağlı olarak konserve kutusunun altı ve üstü kabarmıştır. Bu tip konserveler yenmemelidir.

Bakterilere bağlı olmayan toksik maddeler yenilmesine bağlı gıdâ zehirlenmeleri: Bu zehirlenmeler arasında mantar zehirlenmesi, midye, çavdar mahmuzu ve bakla, çimlenmiş patates zehirlenmeleri zikredilebilir.

Dier zehirlenme sebepleri: Yılan, akrep, örümcek, arı ve karınca gibi hayvanların sokmasına bağlı zehirlenmeler olabilir. Bu zehirlenmelerin bâzıları tehlikeli olmayabilir. Fakat engerek yılanı ve akrep sokması tehlikelidir. Öldürücü olabilir. Hemen tedbir alınması gerekir.

Zehirlenme

Pazar, 09 Eylül 2007

Zehirlenme
Bir zehrin vücutta emilmesiyle ortaya çıkanbelirtileri anlatan genel terim. Görece küçük miktarlarda kimyasal yada biyokimyasal etki gösteren zehir, süresi ve ağırlığı değişebilen birhastalıkhaline ya da ölüme yol açar.

Zehir

Pazar, 09 Eylül 2007

Zehir
Hücrelere ve yaşayan dokulara kimyasal ya da biyokimyasalnitelikte zararlar veren her türlü madde. Zehrin en tipik özelliği buzararlı etkisini en küçükdozlarda bile göstermesidir. İnsan veya canlı vücûduna girince kimyevî tesiriyle, organların vazifesini bozan, hattâ öldürebilen maddelere verilen genel ad. Aslında zehirin umûmî bir târifi yapılamaz. Keçi, yirmi gram morfin yiyip, sıçramasına devam eder. Oysa morfin zehirdir. Ada tavşanları zevkle belladon yer de müteessir olmaz. Tuz rûhu da zehir olamaz. Zîrâ insan mîdesi bizzat bunu yapıyor ve hiçbir zararı olmuyor. Zehirli ve faydalı maddelerin tam târifini yapmak çok güçtür. Çünkü:

Zehir, bunu alan canlının türüne tâbidir. Keçiye zehir olmayan morfin insan için zehirdir.

Zehir, aynı cinse mensup canlıların şahsiyetine tâbidir. Babaya zararsız olan sigara, üç yaşındaki çocuğunu öldürür.

Zehir, alınan doza tâbidir. Her cismin bir dayanabilecek miktarı vardır. Ancak bu miktardan fazlası zehirdir. En şiddetli zehir bildiğimiz siyanürlerin kanda dolaşan miktarı zehirlemez. Mîdeye doldurulan beş litre su ise, insanı öldüren zehirdir. Hattâ yeni doğan bir bebek için bir bardak su zehirdir.

Zehir alışmaya da tâbidir. Alışmış bir ihtiyara dokunmayan sigara miktarı, ilk defâ içen ihtiyarı öldürebilir.

Zehir, zamana da tâbidir. Sabah aç karna içilen bir sigaranın zehir tesiri, öğle yemeğinden sonra içilen aynı sigaranın tesirinin on katıdır.

Zehir, berâber alındığı diğer maddelere de tâbidir. Aynı miktar kafeini hâvi çay ve kahvenin tesirleri başka başkadır. Aynı miktarda ispirto bulunduran absent ile şarabın zehir tesirleri de farklıdır.

Amerika’daki vahşilerin oklarının ucuna sürdükleri kürar ismindeki zehir, adaleyi hareket ettiren sinir uçlarını felce uğratır. Adale hareket edemez. Kürar zehirlerin en fenâsıdır. Ağrı yapmadığından, insan zehirlendiğini anlamaz. Elini, ayağını oynatamayarak yere yıkılır veya taş gibi dikilip kalır. Görür ve işitir ise de, gözünü kırpamaz, dilini oynatıp, bağıramaz. En son teneffüs adaleleri uyuşarak, ses çıkaramadan ölür.

Zehirlenme akut veya kronik olabilir. Meselâ tek doz fosfor, cıva klorür veya arsenik alınmasından kısa süre sonra ortaya çıkan belirtiler akut zehirlenmedir. Bunun tersine günlerce düşük dozda arsenik alan kişide sindirim bozukluğu, deri döküntüsü, kol ve bacak sinirlerinde vazife bozukluğundan başka belirtiler görülmeyebilir. Bu tür zehirlenmeye kronik zehirlenme denir.

Zayıflık

Pazar, 09 Eylül 2007

Zayıflık
Vücut yeterli derecede beslenmezse, kilo kaybeder. Bu durum, bir çokmüzmin hastalıklarda ve had hastalıkların hemen hemen hepsinde görülür.Zayıflık, belirli bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, ilk önce onu tedavietmek gerekir.