Zayıflama

09 Eylül 2007

Zayıflama
Çeşitli sebeplere bağlı olarak, kişinin kilo kaybetmesi hâli. Zayıflamaya yol açan birçok hastalık vardır. Bunlar arasında çeşitli kanser türleri, zehirli guatr (hipertiroidim), tüberküloz gibi müzmin enfeksiyon hastalıkları, anoreksi nervosa gibi ruh hastalıkları sayılabilir.

Durup dururken kısa zamanda süratle kilo kaybeden insanlar, kanser yönünden araştırılmalıdır. Kanserli hastalardaki zayıflamanın asıl sebebi iştahsızlıktır. Hasta o derece zayıflar ki bir deri, bir kemik hâlini alır. Bu tür aşırı zayıflığa “kaşeksi” adı verilir.

Hipertiroidismde hastanın iştahı oldukça artmış olmasına rağmen, hasta giderek zayıflar. Bunun sebebi de vücut metabolizmasının aşırı derecede artmış olmasıdır.

Anoreksia nervosa denen ruh hastalığı; daha ziyâde genç kız ve kadınlarda görülür. Hastanın aklî dengesi ve davranışları normal görünmektedir. Fakat bu hastalar yemek yemekten nefret ederler. Bir deri, bir kemik hâlini almışlardır. Normal kilonun çok altında olduklarının ve kilo almaları lazım geldiğinin şuurunda oldukları halde, yemek yemeye yanaşmazlar. Hastalığın temelinde, psikolojik ve sosyal problemler yatmaktadır. Tedâvisi çok güçlük arz eder.

Çeşitli müzmin enfeksiyon hastalıklarının seyri esnâsında görülen zayıflama, bu hastalıkların tedâvi edilmeleriyle düzelmektedir. Zayıflamanın en çok görülen sebeplerinden birisi de, yeterli gıdâ maddesi bulamama veya mevcut gıdâlardan bilgili bir şekilde istifâde edememe hâlidir. Bu durum bugün en çok Afrika ülkelerinde, Hindistan, Endonezya ve Filipinler’de görülmektedir. Bu ülkelerde hergün açlık ve açlığın yol açtığı hastalıklar sebebiyle binlerce insan ölmektedir. Protein ve kalori yetersizliğine uğrayan çocuklarda “Marasmus” ve “Kwashiorkor” denen beslenme bozukluğu hastalıkları görülmektedir. Bu çocuklar şiş bir karına sâhiptirler. Kemikleri sayılabilmekte ve normal beslenmeye geçilmezse bu çocuklar bir süre sonra ölmektedir.

Her insanın yaşına, boyuna göre ideal bir vücut ağırlığı hesaplanabilmektedir. Bu ideal ağırlığın üstündeki insanlar şişman olarak vasıflandırılırlar. Şişmanlığın ise sağlığa birçok zararları vardır (Bkz. Şişmanlık). Hem şişmanlığın sağlık üzerine olan menfî tesirlerinden korunmak hem de mütenâsip bir dış görünüşe kavuşmak için, insanlar fazla kilolarını atmak istemektedirler. Çeşitli rejimler, yâni şişmanlığı azaltıcı ve önleyici beslenme metodları her zaman ve özellikle kadınlar arasında büyük rağbet görmektedir.

Vücutta gereğinden fazla aldığı enerjiyi depo etme kâbiliyeti vardır. Eğer bir insan, bir süre yemek yemezse veya az yemek yerse, biriktirdiği enerjiyi harcayacaktır, yâni depoladığı yağı eritmiş olacaktır Vücut ağırlığı, gereğinden az veya çok yemekle azaltılıp arttırılabilir. Jimnastik, yüzme, gibi sporlar kilo vermeye yardımcı olursa da insanı asıl zayıflatan husus, aldığı besinleri azaltmasıdır. Birçok ülkede, birtakım zayıflatma cihazları, masaj makinaları, vibrasyon ve akupunktur makinaları da kullanılmaktadır. Fakat bu makinaların nasıl zayıflattığı ilmî olarak yeterli açıklanabilmiş değildir.

Bütün zayıflama rejimlerinin temeli daha az besindir. Ancak sağlıklı bir zayıflama rejimi esnâsında protein, vitamin ve mineral ihtivâ eden besinlerden yeteri kadar alınmalıdır. Seçilecek rejim, uygulanacak kimseye uygun olmalıdır. Bunun için de zayıflamak isteyen şahıs rastgele bir rejim uygulamamalı, mutlaka bir doktor veya diyet uzmanının (diyetisyen) tavsiyesine göre hareket etmelidir. Çok sıkı bir rejimle süratli kilo vermek sağlık açısından oldukça zararlıdır. Muhteviyatı ne olursa olsun bütün zayıflama rejimlerinin temelinde karbonhidratlı gıdâların azaltılması yer almaktadır (tatlılar, pastalar, çörekler, börekler vs.).

Zatürree (Pnömoni)

09 Eylül 2007

Zatürree (Pnömoni)
Akciğer dokusunun iltihabı. Çeşitlietkenlere bağlı olarak gelişmekle birlikte, genellikle birincil ya daikincil mikrobik etkenlerin yol açtığı akut ya da subakut hastalıktablolarını belirten bir terimdir.

Zatülcenp

09 Eylül 2007

Zatülcenp
Akciğerleri saran zarın iltihaplanması sonucu grülen bir hastalıktır.Tıp dilinde plörezi denir. Nedeni, zatürree, verem veya akciğerabsesinden yayılan iltihaptır. Tedaviye vakit geçirmeden başlamakgerekir.

Zar

09 Eylül 2007

Zar
Membrane

Yüksek Sağlık Şurası

09 Eylül 2007

Yüksek Sağlık Şurası
Hazırlayan : Prof. Dr. İ.Hamit Hancı, Dr.Aytaç Koçak, Ege Üniv. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı

Yüksek Sağlık Şurası, Sağlık Bakanlığı’nı sürekli kuruludur. Yüksek Sağlık Şurası, 1219 sayılı yasa, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu (Genel Sağlık Yasası) ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevlerine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) ilgili hükümlerine göre faaliyet göstermektedir.

Sağlık Bakanlığı içinde bulunan YSŞ, hekimler hakkındaki adli olaylarda bilirkişilik görevi olan bir kuruldur.

Yüksek Sağlık Şurası (YSŞ) ,tabiplerin mesleğe ilişkin kusur ve durumlarını belirlemeye yetkilidir.

Bu kurul sağlıkla ilgili sorunlar hakkında oyunu ve düşüncesini bildirmek , sağlıkla ilgili yasal düzenlemelerde görüş bildirmek, hekimlik mesleği ve şubeleri ile ilgili uğraşılar sırasında işlenilen hatalar ve adli sorunlar hakkında bilirkişilik görevi ile yükümlü bir danışma kuruludur.

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 31. Madde: Bakanlıkça verilecek önemli sağlık ve sosyal yardım konuları hakkında görüş bildirmek ve tababet şubeleri sanatlarını ifadan doğan adli konularda görüş vermek üzere11 üyeli Yüksek Sağlık Şurası kurulmuştur.

Şura’ya yalnız hekimler için değil, diş hekimi ve diğer sağlık meslekleri mensupları hakkında açılan davalara ilişkin dosyalarda gönderilmektedir.

Yüksek Sağlık Şurası sadece ilgili mahkemelerin istemleri doğrultusunda görüş bildiren bir kurul olmayıp aynı zamanda ülkemizdeki önemli sağlık konularında da tavsiye niteliğinde kararlar alan, sağlık alanında uygulamaya sokulması planlanan kanun ve tüzük taslaklarını inceleyerek bu konularda da görüş bildiren bir kuruldur.

Yüksek sağlık şurasına başvurma zorunluluğu

1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının tarzı İcrasına Dair Kanun (Tıp Meslekleri Uygulamasına Dair Yasa) 75. Madde (sadeleştirlmiş bu günkü dile çevrilmiştir): Tıp mesleklerinin uygulanmasından doğan cürümlerde (suçlarda) mahkemelerin uygun göreceği bilirkişinin rey ve görüşüne başvurma özgürlükleri saklı kalmak koşulu ile - Yüksek Sağlık Şura’sının görüşü sorulur.

1219 sayılı kanun 75.maddede ceza mahkemelerinin uygun görecekleri bilirkişinin oy ve görüşüne başvurma hakkında serbestileri ayrık olmak üzere ,Yüksek Sağlık Şurasının görünüşünün alınacağ kabul edilmiştir. Mahkemeler diğer bilirkişi raporlarında olduğu gibi Yüksek Sağlık Şurası raporlarıyla da bağlı değildirler.

Y1.CD 12.12.1967 tarihli kararında “Tıbbi mesuliyette (sorumlulukta) Yüksek Sağlık Şürasına gidilmesi mecburidir. Ama bu sorumluluk başka bilirkişilere başvurmak ve mahkemelerin değerlendirme yapmak hakkını ortadan kaldırmaz.”denilmektedir.

Bilirkişi olarak ister Yüksek Sağlık Şurası ve isterse başka kuruma veya uzmana başvurulsun , yargıç bilirkişi raporuyla bağlı değildir. Yargıç, bilirkişi oy ve görüşlerini sezgisi ve genel kültürü ile denetlemek, gerektiğinde başka bilirkişilerin oy ve görüşüne başvurmakla görevlidir.

1219 sayılı yasa 75. maddeye göre hakkında görüş istenilmesi emredilen sorunlar olarak cürümlerden (suçlardan) söz edildiğinden Yüksek Sağlık Şura’sından bilirkişilik görüşü alınması zorunluluğu yalnız suçları inceleyip yargılayan ceza mahkemeleri için söz konusudur. Ceza mahkemeleri dışında kalan diğer adli mercilerin (hukuk mahkemeleri, savcılıklar, Danıştay, İdare Mahkemeleri) Şura’dan tıbbi bilirkişilik görüşü sorma zorunlulukları yoktur. Genel hükümlere göre başka bilirkişilere başvurarak karar vermeleri mümkündür.

Yüksek Sağlık Şurası sadece adli nitelik kazanmış olaylarda görüş bildirmekte yükümlü olup, özellikle Memurun Muhakematı Hükümleri uyarınca muhakkik tarafından sürdürülen soruşturma aşamasında grüş bildirmez. Ancak olayda lüzumu muhakeme kararı verilip olay adli bir nitelik kazanmışsa yani dava mahkemeye yansımışsa , bu safhada iken ilgili mahkeme tarafından Yüksek Sağlık Şurasından görüş istenmesi mümkündür.

Yılda sadece 1 kez toplanma zorunluluğu olan Şura’ya diğer adli mercilerden dosya gönderilmesi adaletin gecikmesine yol açmaktadır. Bu mercilerin görüş sorma olayı tıbbi yönden çok karmaşık olması ve bilirkişilik görüşleri arasında çelişki olması halinde isabetli olacaktır.

Ceza mahkemeleri dışında kalan hukuk mahkemesi ve idari yargı mercileri mahkemelerin Şura’dan görüş almak zorunlulukları yoktur.

Şura’da sadece gelen evraklar incelenmekte yani dosya üzerinden karar verilmektedir. Adli olayla ilgili görülen kişilerin ifadeleri, sağlık kuruluşu kayıtları, hasta evrakı ve filmleri, labratuar incelemeleri, diğer bilirkişilerin görüşleri, varsa otopsi raporu ve Adli Tıp Kurumu yorumları incelenmektedir. Bu görüşmeler esnasında ilgililerin muayenesi veya dinlenmesi yapılmamaktadır. Bu nedenle gönderilen dosyaların tıbbi görüş sorulan tüm maddi olayları aydınlatacak ve tam bilgi verecek şekilde olmaları şarttır.

Şuranın sağlıklı karar verebilmesi için ;

Tüm tıbbi evrakın , olayla ilgili şikayetçi, davalı ve tanıkların ifadelerinin gönderilmesi,

Fotokopi gönderilen dosyalardaki belgelerin net okunamaması ve üzerlerinde sonradan yapılan tahrifatların farkedilmemesi nedeniyle adli dosyaların asıllarının gönderilmesi gerekmektedir.

Yüksek Sağlık Şurası’nın görev alanında olmayan dosyaların gönderilmesi ve gündeminin işgali dolayısıyla uzun zamandır bekleyen dosyaların geç görüşülmesine neden olmaktadır.

Ayrıca sonucun ölüm olduğu birçok dosyada otopsi yapılmadığı yapılan otopsilerin de yetersiz olduğu görülmüş, adli tıp uzmanlığının özendirilmesinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.

YSŞ’da alınan kararların olumsuz olmasını etkileyen bazı faktörler

1-Hasta dosyaları: Günlük hekimlik yükünün ağırlığı nedeniyle genelde ihmal edilen bir konudur. Oysa dosyanın iyi tutulması hem yasal bir zorunluluktur, hem de ayrıntılı biçimde kayıt altına alınan bilgiler mahkemede hekim lehine kanıt olabilmektedir. Hekim kaydını iyi tutarsa hasta, hekimin kusurunu ispat etmek zorundadır. Aksi halde iyi kayıt yoksa hekim kusursuz olduğunu ispat etmek zoruna kalabilir.

2-Aydınlatılmış rıza alınmaması ya da alınan rızanın yazılı olmaması. Bir tıbbı girişimin hukuka uygunluğunun ön koşulu hastanın aydınlatılmış rızası ve girişimin tedavi amacına yönelik olmasıdır.

3-Otopsinin yapılmaması sonucu delillerin kaybolması. Pek çok adli vakada adli otopsi yapılmamakta dış muayene ile geçiştirilmektedir.

Bu durumlarda “her ne kadar cerrahi konsültasyonu istenmemesi bir ihmalse de otopsi yapılmaması nedeniyle ölüm sebebi saptanamadığından hekimin kusurunu tesbit etmek fennen mümkün değildir.” şeklinde kararlar çıkabilmektedir.

4-Hastalara yeterli zaman ayrılmaması sonucu özensiz muayene ve girişimler. Tababet Uzmanlık Yönetmeliği 10. Maddeye göre “Poliklinikler, kurumların fonksiyonlarına göre uzmanlık dalları ile ilgili servislerle işbirliği halinde çalışacak ve hizmetleri gereği gibi yapabilecek fizik ve teknik yapı ve nitelikte olacaktır.

Her servisin normal polikliniğinde günde 1 uzman 20’den fazla hastaya bakamaz. Ancak, daha fazla hastanın başvurması halinde o poliklinikte aynı esas üzerine uzman görevlendirilerek o günkü tüm hastaların muayeneleri sağlanır”

5-Gerekli malzeme , alet ve personel olmaması yani alt yapı eksikliği . Hekim olumsuz bir durum olmadan bu eksikleri bağlı bulunduğu idareye yazılı bildirmelidir ki, bu eksiklikler nedeniyle oluşan olumsuz durumlarda kusursuz olduğunu ispat edebilsin.

Yumrulu Guatr

09 Eylül 2007

Yumrulu Guatr
Nodüler guatr. Tiroidin adlı hormon bezinin çok veya az çalışmasından kaynaklanan bir durumdur. Tedavisi ilaçlarla veya ilerlemiş vakalarda cerrahi olarak yapılır.

Yorgunluk

09 Eylül 2007

Yorgunluk
Sürekli yorgunluktan şikayeti olan hastalarda kronik yorgunluk sendromu adında yeni bir rahatsızlık tanımlanmıştır.

Yılancık

09 Eylül 2007

Yılancık
ılancık ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Bunun için de iyibir tedavi şarttır. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir.

Yılan sokması

09 Eylül 2007

Yılan sokması
okulan yer kol veya bacakta ise; yaranın üst tarafına sıkı bir bağyapılır. Sonra alkole bandırılmış veya ateşte kızartılmış bıçak, çakıveya jiletle yara kanatılır. Arkasından, ağzın etrafına ve dudaklarazeytinyağı sürülür. Sokulan yer emilip, tükürülür. Aynı işlem 3-4 keretekrarlanır. Sonra madeni bir şey ateşte kızdırılıp, sokulan yerdağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri veya bir kaçı uygulanır.Zehirlenme belirtileri varsa vakit kaybetmeden hastaneye götürmekgerekir.

Yersinia pestis

09 Eylül 2007

Yersinia pestis
Yersinia pestis,Enterobacteriaceae ailesine mensup birGram-negatifbakteri türüdür.{{ref|1}}Veba| Bubonik vebanın enfeksiyöz ajanıdır. Aynı zamanda ‘’septisemik” ve ”pnömonik” veba türlerinin de etkenidir. Y. pestis tarih boyunca birçokpandemilere (1347-1353 arasındaki ”Kara Ölüm” gibi) sebep olmuştur. Yersinia cinsine mensup bakteriler, Gram-negatif kokobasillerden oluşmuştur ve diğer Enterobacteriaceae cinslerinde olduğu gibi,Fermentasyon| fermentatif bir metabolizmaya sahiptir. Organizma izole halde hareketliyken (”motil”), memeli konağa geçtiğinde hareketsiz (”non-motil”) hale geçmektedir.
Tarihçe
”Y. pestis”,1894 yılındaPasteur Enstitüsü’ndenbakteriyologAlexandre Yersin tarafından,Hong Kong’daki bir vebaepidemi|epidemisi sırasında keşfedilmiştir. Yersin,Pasteur düşünce okulunun bir üyesiydi. Aynı dönemlerdeKoch metodolojisini kullananJapon bakteriyologŞibasaburo Kitasato da epidemiye neden olan ajanı aramaktaydı. Fakat veba ile ”Yersinia pestis” arasındaki ilişkiyi kuran ve bulan Yersin’dir. Bakteri orijinal olarak ”Pasteurella pestis” olarak adlandırılmış, ismi1967′de ”Yersinia pestis” olarak değiştirilmiştir.
Bulaşması
Y. pestis insanlarabit aracılığıyla bulaşır. Bit ısırığıyla, hastalık yapmaya yetecek miktarda bakteri geçişi olabilir. İnsanlarda ve özellikle fare ve sincap olmak üzere kemirgenlerde hastalık yapar. Fareden fareye ve fareden insana bit yoluyla, insandan insana isepire| pirelerle geçer.
Patojenliği ve insanda bağışıklık
Y. pestis’in patojenliğifagositoz| fagosite edilmesini engelleyen ikiantijen sayesindedir: Hastalığın oluşması için mutlaka bulunması gereken faktörler olan F1 ve VW antijenleri bakteri tarafından 37°C sıcaklıkta üretilirler. Bu yüzden bakterinin yaşam çemberinde önemli yer tutan bitte üretilmezler. Y.pestiskan| kanda bulunanMonosit| monositlerin içinde yaşayabilir ve antijenlerini üretebilir. Ancaknötrofil| nötrofillerin içinde yaşayamaz. Doğal ya da edinilmiş bağışıklık antijenlerine karşı üretilenopsonizasyon| opsonize ediciantikor| antikorlar yoluyladır.

Hastalık bulaşma riski yüksek yerlerdeki yetişkinler içinformaldehit| formaldehitle öldürülmüş bakterileri içeren biraşı mevcuttur. Ancak sınırlı etkisi ve ileri derecedekiyangı|yangısal yanıtlar sebebiyle tercih edilmez. Antijenlere bağlı olarak genetik teknoloji yöntemleriyle üretilecek bir aşı için çalışmalar sürmekte ve umut vaad etmektedir.
Genomu
ABD| ABD’de bir klinikte elde edilmiş örnekte bulunan CO92suş| ”’suş”’unun genomu yakın zamanda çözülmüştür.Kromozom| Kromozomu 4.653.728nükleik asit| baz çifti uzunluktadır. Kuzenleri ” Yersinia pseudotuberculosis|Y. pseudotuberculosis” ve ” Yersinia enterocolitica|Y.enterocolitica” gibi Y.pestis de pCD1plazmid| plazmidine sahiptir. Y. pestis’de buna ilave olarak pPCP1 ve pMT1 plazmidleri de vardır. Bu plazmidler bir araya geldiklerinde HPI denen birpatojenlik adası oluştururlar. Bu özel gen durumu Y. pestis’in meşhur bulaşıcılığını sağlayan proteinleri kodlamaktadır. Bu faktörler, pek çok fonksiyonun yanında bakterinin konağa bağlanmasını, içsel proteinlerini konağa aktarmasını, bakterinin konağı istila etmesini veeritrosit| eritrositlerden almasını sağlarlar. Y. pestis’in Y. pseudotuberculosis’den geliştiği düşünülmektedir. İki türün arasında sadece bazı plazmid farkları vardır.
Duyarlıkları
Y. pestis birkaçantibiyotik| antibiyotiğe, özellikle destreptomisin vekloramfenikol’e ileri derecede duyarlıdır.Tetrasiklin| Tetrasiklinler de bazen sinerjistik çalıştıkları streptomisinle beraber verilebilir. Ancak bu antibiyotiklerden birine, hatta ikisine birden dirençli suşlar da izole edilmiştir.